6-ENERJİ POLİTİKASI, MADEN VE DOĞAL KAYNAKLARIMIZ
Bir Ülkenin gelişmişliği, gücü ve bölge ülkeleri arasında söz sahibi olması Enerji kaynakları, üretim kapasitesi, kendisine yetmesi ve ilaveten bölge ülkelerine enerji ihraç etmesiyle doğru orantılıdır. Benzer şekilde, Ülke güvenlik riski, ekonomik seviyesi, yine yeraltı ve yer üstü enerji kaynakları, üretme ve geliştirme ve uygulama imkanıyla orantılıdır.
Ülkemiz, bulunduğu coğrafya itibariyle, yeraltı madenleri özellikle toryum, uranyum, bor vs. zengin maden yataklarına sahip; rüzgar ve güneş enerjisinden yararlanabilecek güçlü imkanlara sahip; hidroelektrik santralleri açısından akarsu kaynakları bol olan, Kütahya, Uşak, Afyon, Ankara, Sivas gibi şehirlerinde yeterli düzeyde yeraltı sıcak su kaynakları olan, aynı zamanda, doğu, batı, güney ve kuzey ülkeleri ile kıtalar arası bir enerji geçiş güzergahı konumundaki ülkedir. Tüm bu sebepler nedeniyle Ülke güvenliğimiz tarih boyunca risk altında olmuş ve doğru bir enerji politikası olmadığı sürece bu risk bundan sonra da olmaya devam edecektir.
Bu sebepledir ki; Ulusal Kurtuluş ve And Birliği Partisi olarak, Ulusal Güvenlik Politikaları ile Ekonomik ve Sosyal Politikaları oluştururken, eşdeğer önemde gördüğümüz Enerji Politikamızda amaca hızlı ulaşabilecek ve ülke ekonomisine büyük katma değerler sağlayacak yatırımlar yapacağız.
Ülkemiz; Güneş enerjisi, Rüzgar enerjisi, Hidroelektrik santraller ve bio enerji yönüyle geniş imkanlara sahiptir. Bu üretim modelleri ülkenin her bir köşesine yaygınlaştırılacak olup; Ayrıca Nükleer enerjiye büyük önem verilecektir. Petrol, doğalgaz ve kömür gibi zamanla bitecek fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerjiye yatırımlar arttırılacaktır.
Mustafa Kemal Atatürk tarafından ilk kez dünya üzerinde üretilmiş olan BİYO YAKIT üretimi ülkemizde yaygınlaştırılaracaktır.
“Atatürk, Ortadoğu petrolüne muhtaç olmamak için yakıt bitkisi ektirip ürettiği mazotu 1934’te köylüye ücretsiz dağıttı. O devirde benzersiz bir devrim bu. Atatürk Orman Çiftliği’nde başlayan bu projeyle petrol ithalatı bitecekti. “
İşte yarım kalan o hamle; UKAB Partisi tarafından hayata geçirilerek, enerji ithalatında azaltmaya gidilecektir. Ayrıca DOĞAL GAZ ithalatının önünün kesilmesi gerekir. Farklı yöntemlerle İKTİDAR olanların, iktidarda kalmak yurt dışına rüşvet olarak sunduğu İTHALAT kalemleri zamanla tümden ortadan kaldırılmaya çalışılacaktır. Bu bütün kalemleri kapsar. Türkiye’de çözümü olan her şey Türkiye’de üretilecek, yurt dışına ihraç edilecek, Türk Devleti ve milletinin zenginliklerinden yabancı devlet ve milletlerin faydalanarak zenginleşmesi engellenecek, tüm zenginliklerimiz Türk milletinin refahı ve geleceğini teminat altına almak için kullanılacaktır.
Ülkemiz; toryum, uranyum gibi hem nükleer enerjide, hem yüksek teknolojide kullanılabilen çağın madenleri yönüyle dünyanın sayılı ülkeleri arasındadır. Özellikle Karadeniz bölgesi uranyum yataklarıyla rezervi yüksek bir bölge, yine Karadeniz dünyanın en yüksek hidrokarbon yataklarının bulunduğu bölgedir. Tüm bu madenlerimizin yerli imkanlarla çıkarılarak değerlendirilmesi ile ülkemize ekonomik anlamda çok büyük katkı sağlayacağız.
Özellikle tüm kamusal alanların çatısında kurulacak güneş panelleri ile o binanın enerji ihtiyacının bir bölümünü kendisinin üretmesi sağlanacak, Özel fabrika ve firmalarda da düşük faizli kredilerle kendi enerjilerini üretmesi teşvik edilecektir.
Bireylerin de kurulum yapmasını sağlayacak uygulamaların önünü açan, enerjiyi tüketmekten çok; üreten ve verimli kullanmaktan yana olan projelere destek verilecektir.
Türkiye’nin, enerji üretim kapasitesini arttırarak, enerji ithal eden değil; enerjiyi ihraç eden bir ülke haline getirip; aynı zamanda enerji üreten ve tüketen ülkeler arasında enerjinin transit geçişine imkan sağlayan merkez bir ülke olmasının yanında; katma değeri yüksek enerji ürünleri üretim teknolojisi ve alt yapısına sahip, dünya enerji piyasasının önemli aktörlerinden biri olması sağlanacaktır.
Biodizel üretimi teşvik edilecek ve uygulamasına geçilecektir.
Elektrik enerjisi kayıp ve kaçağını önlemek, can ve mal güvenliğine zarar gelmesine mani olmak maksadıyla dağıtım hatları kademeli olarak yer altına alınacak.
Şehir merkezlerinde ise cadde ve sokak yolları altına içinde insan yürüyecek şekilde kanallar açılıp; bu kanallar çok amaçlı olarak ( Elektrik iletim hatları, telefon, internet vs. hatları, içme suyu, kanalizasyon ve yağmur suyu hatları) oluşturulacaktır. Yağmur suyu hattının kanalizasyona karışmadan barajlara ve tarım arazilerinde sulamaya yönlendirilmesiyle gelecekte yaşanabilecek su sıkıntısının ve salgın hastalıkların da önüne geçilmesini sağlayacaktır.
A-Enerji ve İletişim Sektöründe Özelleşen Kurumların Devletleştirilmesi
Bu güne kadar uygulanan yanlış politikalar sonucu, Enerji, telefon, internet gibi ülke güvenliği ve ülke ekonomisi açısından kilit taşı önemindeki kurumlar yerli ve yabancı yatırımcılara özelleştirilmiş ve ülke büyük bir risk altına sokulmuştur. Enerjide bilinçli yaşatılacak her türlü kesinti o ülkenin sanayisinin durmasına ve ekonomisinin çökerek iflasına sebebiyet verecek, ülke güvenliğinin ortadan kalkmasına neden olacaktır. Yine telefon ve internet altyapısını ve iletişimini sağlayan telekominikasyon kurumlarının özelleştirilmesiyle, devletin ve milletin her türlü dinleme ve izlemeye açık hale getirilerek sırların ve gizliliğin ortadan kalkarak, ülke güvenliğinin çok büyük bir risk altına girmesine neden olmuştur.
Tüm bu sebepleri dikkate alarak, kamuya ait olan ve daha sonra özelleştirilen enerji üretim ve dağıtım firmaları ile Türk Telekom’un yeniden devletleştirilmesi sağlanacaktır.
B-Nükleer Enerji
Nükleer enerji santrallerinin kurulumuna ve enerji üretimine destek verilecektir.
C-Madenler ve Doğal Kaynaklar
Ülkemizin yer altı ve yer üstü tüm doğal kaynakları, milletin ortak değeri olarak kabul edilecek ve stratejik madenler de dahil olmak üzere devletleştirilecektir. Bu kaynaklar, milli çıkarlar doğrultusunda verimli, sürdürülebilir ve etkin bir şekilde işletilecek, ülkemizin refahını artırmaya yönelik politikalar uygulanacaktır. Doğal kaynakların yönetimi, halkın faydasına olacak şekilde şeffaf ve hesap verebilir bir şekilde gerçekleştirilecektir.
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki her türlü yer altı madenleri ve Doğal Kaynakları; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk Milletinin malıdır. Bu sebeple Ulusal Kurtuluş ve And Birliği Partisi olarak Madenlerimizin ve doğal kaynaklarımızın zorunlu olmadıkça, yabancılar tarafından çıkartılması ve işletilmesine karşıyız. Ülke çıkarları doğrultusunda zorunlu hallerde ise tüm denetim ve kontrolünün devlet eliyle yapılması sağlanacaktır.
Madencilik sektöründe, çevre dostu teknoloji ve yöntemlerin kullanımına izin verilecek, Madencilik süreçlerinde doğaya minimum zarar verilmesi, verilen zararın ise misliyle giderilmesi sağlanacaktır.
Ülke ekonomisine fayda sağlayacak nitelikte Madenlerin tespitinde çıkarılmadan önce yerel halk ikna edilecek, madenin çıkartıldığı süre boyunca yerel halkın maddi ve manevi zararları karşılanacak, maden çıkarılma işi son bulduğunda, alan eski doğal haline getirilip, yerel halka teslim edilecektir.
Yer altı madenlerimizin hammadde olarak ihracı yerine madenlerin işlendikten sonra ihracını sağlayacak teknolojik önlemler alınacaktır.