“Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazsa kalıcı olamaz.” – Mustafa Kemal Atatürk
Milli geliri artırarak refah seviyesinin yükseltilmesi, vergi sistemindeki ve gelir dağılımındaki dengesizliği ortadan kaldırarak hak edilen paylaşımın ve toplumsal huzurun sağlaması zorunluluktur. İktisadi değerlerimize ve kaynaklarımıza sahip çıkarak, bu değerlerin en verimli şekilde değerlendirilmesini sağlayacak, ekonomik kalkınmayı sürdürülebilir bir şekilde destekleyici girişimlerin sağlanması hayati zorunluluktur.
Sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak, gelir dağılımındaki adaletsizliği ortadan kaldırmak ve her türlü yoksullukla hak temelli mücadele etmek amacıyla etkin politikalar uygulayacağız. Tam istihdam hedefine ulaşarak, tüm bireylerin insan onuruna yaraşır yaşam koşullarına sahip olmasını sağlayacağız. Liyakat esas alınarak toplumun her kesimi için eşit fırsatlar sunarak, refahı artırmayı ve adil bir ekonomik düzen kuracağız.
Türk milletinin aleyhine olacak her türlü parasal nitelikte, yayılmacı ve illegal; içeride ve dışarıda faaliyet ve fiili eylemlere karşı; Türk milleti ve Türk cumhuriyeti devleti adına hak ve hakkın tesisinin hayata geçirilmesi, dış güçlerin ve iş birlikçilerin, içeride bağlantısız güç odağı gibi görünenlerin, ülkemize ve halkımıza zarar verenlerin tasfiye edilmesinden, ülkemizin egemenliğini ve tam bağımsızlığını muhafaza etmekten tereddüt edilmeyecektir. Tam bağımsız bir Türkiye, dış müdahalelere ve emperyalist politikalara karşı güçlü bir duruş sergileyerek, ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan bağımsız olmalıdır. Bu doğrultuda, kendi milli kaynaklarımızı en verimli şekilde kullanarak, ulusal çıkarlarımızı savunarak, halkımızın refahını ve onurunu koruyacağız. Ulusal egemenliğimizi pekiştirecek ve Türkiye’nin bu gününü ve geleceğini tamamen kendi irademizle ve Türk halkıyla şekillendireceğiz.
A-Milli Ekonomi, Milli Kalkınma
- Ekonomik bağımsızlık, siyasal bağımsızlığın temelidir.
- UKAB Partisi’nin ekonomik modeli, Atatürk döneminin kalkınmacı, planlı, devlet yönlendirmeli ve milli üretime dayalı ekonomi anlayışının çağdaş bir yorumudur.
- Serbest piyasa kuralları, milli çıkarlar ve sosyal adalet ilkeleriyle sınırlıdır.
B-Ekonomik Bağımsızlık İçin Stratejik Sektörlerin Kamu Yönlendirmesi İle Yeniden Yapılandırması
Hedef:
- Türkiye’nin dışa bağımlı olduğu tüm stratejik alanlarda yerli ve milli üretim altyapısını
Stratejik Sektörler:
- Enerji (petrol, doğalgaz, nükleer, yenilenebilir enerji)
- Savunma sanayi
- Tarım ve gıda güvenliği
- İlaç ve sağlık teknolojileri
- Ulaşım ve lojistik
- Maden ve ham madde işleme
Uygulamalar:
- “Milli Sanayi ve Teknoloji Programı (MİSATEP)” ile stratejik sektörlere özel Ar-Ge ve yatırım teşvikleri.
- Bu sektörlerde yabancı mülkiyet oranı sınırlandırılacak; kamu ortaklığı veya milli sermaye şartı getirilecektir.
- Stratejik alanlardaki büyük ölçekli girişimler için devlet-özel sektör ortaklık modeli (millileştirilmiş PPP) geliştirilecektir.
C-Planlı Kalkınma Modeli Ve Devletin Yönlendirici Rolü
Hedef:
- Serbest piyasa anarşisine karşı, planlı, dengeli ve toplumsal faydayı esas alan kalkınma modeli.
Kurumsal Yapı:
- Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), yeniden yapılandırılarak güçlendirilecektir.
- 5 yıllık ve 25 yıllık kalkınma planları oluşturulacaktır.
- Her ilin, kendi potansiyeline göre üretim ve istihdam planlaması yapılacaktır.
Uygulama Örnekleri:
- “Milli Kalkınma Seferberliği” başlatılacak. Her il, ödediği vergi oranında yatırımdan pay alacaktır.
- Kamu bankaları aracılığıyla yerli üretim yapan KOBİ’lere sıfır faizli yatırım kredisi sağlanacaktır.
- “Milli İktisat Yatırım Fonu” kurulacak; stratejik projeler bu fondan desteklenecektir.
D-Devletçilik Ve Karma Ekonomi
- Stratejik sektörlerde (enerji, savunma, tarım, ulaşım) kamusal öncülük esas alınacaktır.
- Yerli üretim, sanayi ve teknoloji yatırımları teşvik edilecektir.
- KİT’ler (Kamu İktisadi Teşebbüsleri) çağdaş yönetim ilkeleriyle yeniden yapılandırılacaktır.
E-Ekonomik Alanda Yapılacak Değişimler
- Hırsızlık ve Yolsuzlukla Mücadele;
“Ahlaktan yoksun yöneticilerce yönetilen bir devlet, çökmeye mahkumdur.
” Ülkemiz; 4 mevsimin yaşandığı bir coğrafya da olup, her türlü üretime uygun, yeraltı doğal kaynakları ve madenleri bol olan bir ülkedir.
Ancak; Atatürk’ten sonra, ülkede ekonomik bağımsızlığımız bitirilmiş, özellikle yeraltı kaynakları, yönetenlerin koltuğu uğruna egemen devletlerin himayesine verilmiştir. Tarımda üretim engellenmiş ve ithalat zorunluluğu getirilmiştir. Özellikle, 1980’li yıllardan sonra hırsızlık ve yolsuzlukta ülkemiz liderliğe yükselmiş, ülkeyi yönetenler ve çevresindekiler hızla zenginleşirken, halk fakirleşip, yoklukla, açlıkla mücadele eder hale gelmiştir.
Öncelikli hedeflerimizin başında; hırsızlık ve yolsuzluk ile çalınan paraların üzerine gidip, bunu tekrar devletin kasasına koyarak, bu ihaneti yapanları da cezalandırmaktır.
Kısa vadede ağır hukuki cezalar ile, Orta ve Uzun vadede yenilenecek eğitim sistemi ile kamuda yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık gibi yüz kızartıcı suçlar tamamen önlenecektir.
- Yeni Para Politikası
Kamu bankaları dışında, bankacılık sistemi, kağıt para ve metal parayı tamamen kaldırıp, Merkez bankası ve Şubelerinin kontrolü altında tamamen dijital TL para sistemine geçilecektir. Geçiş sürecinde sistem tamamen aktif olana kadar Aynı zamanda nakdi kullanım devam edecektir. Burada amaç hangi yollarla kişiler üzerinden dolaşan paranın tespiti ve yönüdür. Bu bir beka meselesidir.
Tüm gelirler TC kimliklerine yatırılacak olup, tüm gider ve ödemelerde TC kimlik kartı ile yapılacaktır. Bu sayede tüm gelir ve harcamalar kontrol altında olup, tüm gelirlerin ve yapılan tüm harcamaların vergisi de anlık olarak Devletin ilgili hesabına geçecektir. Bu sayede işveren, ya da esnafın vergi kaçırmasının önüne geçilecektir.
Standart hesap hareketleri dışında oluşan ekstra bir hareket, sistemde otomatik olarak uyarı vererek, emniyet güçlerini harekete geçireceğinden dolayı, kayıtsız bir gelir ihtimali ortadan kaldırılacaktır.
- Vergi Sisteminde Düzenleme
Çok partili Sisteme geçildikten sonra her dönem hükümete yakın bazı iş adamları vergiden muaf tutulmakta, çok yüksek meblağlarda teşvikler ve faizsiz krediler verilmekte ve hatta çok yüksek miktarlarda vergi borçları hükümetin talimatlarıyla silinirken, buralardan alınmayan vergiler ile hırsızlık ve yolsuzluğun sebep olduğu kayıp ekonominin bütün yükü; sanayici, işçi, memur, küçük esnaf ve halkın sırtına bindirilmiştir. Bu sebeple; sanayici, küçük esnaf, işçi, kamu memuru ve halk çok ağır vergi yükü altında ezilmekte, dünyanın en ağır vergileri ülkemizde uygulanmaktadır.
İşçi ve memurlarda daha maaşı eline geçmeden sene başından sene sonuna doğru yükselen oranlarda her ay peşin vergi kesilmektedir.
Küçük esnaf, peşin vergi, stopaj vergisi, yüksek oranda gelir vergisi ve KDV ler ile adeta soyulmakta ve yoğun denetim altında tutulmakta, esnaf elinde kalanlarla kirasını ödeyemez evine ekmek parası götüremez hale getirilmekte ve bir çoğu bozuk ekonomik sistemle birlikte, ağır vergi sistemi sebebiyle büyük hayallerle açtığı işletmesini kapatmakta ya da iflas etmektedir.
Halk, yüksek orandaki KDV’ler ve ÖTV ler ile, her malı misli misli yüksek rakamlara almaktadır.
UKAB Partisi ile uygulanacak olan yeni Ekonomi ve para politikasında vergi kaçırma ihtimali sıfırlanacak ve vergiler anlık olarak sisteme gireceğinden dolayı, vergi matrahı her vatandaşa eşit ve gelir seviyesine göre hakkaniyetli olarak ödenecek makul düzeyde yeniden yapılandırılacaktır.
Geriye yönelik olarak, kim olursa olsun VERGİ BORÇLARI kanunla silinmiş kişi, şirket vesaire gibi, Devletin parası tekrar halk için bu kişi ve şirketlerden direk tahsili cihetine gidilecektir.
Çalışanların Sigorta ödemelerinin de kamuda ve özel işletmelerde günlük rakamlar olarak ilgili kurumun hesabına otomatik olarak geçmesi sağlanacaktır.
- Üretimin Tüm Alanlara Yayılması
UKAB Partisi ile, Sanayide büyük ya da küçük ölçekli üretim yapan tüm işletmelere destek verilirken; halkında üretime katkı sağlaması teşvik edilecek olup; Devlet kontrolünde her mahalleye bir üretim atölyesi, her semte bir fabrika modeliyle, her ev her aile üretime teşvik edilecek, bu sayede hem aile ekonomisine, hem de ülke ekonomisine katkı sağlanacaktır.
- Tüm Şehirlerde Ekonomik Denge ve Göçün Önlenmesi
Büyük fabrika ve tesislerin belirli birkaç ilde toplanmasının önüne geçilip, bütün illere dağıtılması sağlanacak, böylece şehirler arasındaki ekonomik farklılıkların ve şehirler arası göçün de önüne geçilecektir.